21/5/2009 ·

Çocukluğu gurbette geçmiş olanlar tatilde memlekete gidebilme özlemi yaşamıştır küçüklüğünde… Okullar kapanmadan başlardı köy hayallerimiz, uyku tutmazdı geceleri; cuma karne, cumartesi sabah otobüste yerimiz çoktan ayırtılmış olurdu… Ve otobüs hareket ettiğinde uğurlar olsun denilerek vuslata ermek için başardı aslında kısa, ama bitmeyecek gibi gelen yolculuk. Hele son kilometrelere yaklaştıkça nedense bir türlü bitmez, yol hep ayakta tamamlanırdı. Nihayet köye gelinirdi, ve yaşasın heeeey özgürlük!!! Şimdi bakıyorum da bizim çocuklarda da aynı heyecan, aynı duygular, aynı hasret… Nedir acaba bu çocukları da cezbeden? Eşsiz doğa güzelliği ve özgürce hareket edebilmeleri diye düşünüyorum. Ama geçmişle kurulan bağlar ve hatıralar da, bizlere vatan olması da küçük kalpler tarafından hissediliyor olmalı ki, tarif edilemez bir sevgi barındırıyor içimizde. Bunun yanında kentlerde büyümüş çocukları bekleyen bazı tehlikeli durumlarda bulunmaktadır köylerde. Bunlar; evcil ve vahşi hayvanlar, arı, böcek, örümcek gibi haşarat, suda boğulma, buruna, kulağa böcek ve cisim kaçması, alerji gibi tehlikelerdir. Çocuklar ve hayvanlar:  • Çocuklar hayvanlara karşı oldukça rahat bir tavır sergilerler. Onlardan bir zarar gelebileceği düşüncesine kapılmazlar. Bu nedenle çocukların evcil ve evcil olmayan hayvanlara karşı nasıl davranması gerektiği konusunda bilgilendirilmesi lazımdır. • Dışarıda ya da evde hayvanlar kavga ederken onlara müdahale etmemek gerektiğini, bu durumdaki hayvanların insanlara zarar verebileceğini, • Dışarıda sokakta bulunan yalnız hayvanlara, yanında bir yetişkin olmadan yaklaşmanın doğru olmadığını, • Bir köpek ya da kedi uyuyorsa onunla oynamanın olumsuz sonuçlar verebileceğini, • Hayvanlar yemek yerken, onlara ve yiyeceklerine dokunmamak gerektiğini, • Daha önce hiç görmediği bir hayvana yaklaşmanın doğru olmadığını, • Hayvanları severken dikkatli olmak gerektiğini, onların kulaklarından, kuyruklarından çekmenin onları incitebileceğini, kızdırabileceğini söylemek ve çocuklara hayvanların nasıl sevilmesi gerektiği konusunda uygulamalı örnekler verilmesi lazımdır. • Hayvanda bir hastalık olduğunu sürekli salya ya da köpük akıtmasından, yürürken topallamasından ve normal davranışlarının dışında davranışlar sergilemesinden anlayabiliriz. Bunları çocuklara anlatıp, bu durumda onlara yaklaşmanın tehlikeli olduğunu söylemeliyiz. • Evcil bir hayvanın yeni yavruladığı sırada yavrularını ellemenin doğru olmadığını anlatmalıyız. Hayvanlar yavrularını korumak için saldırabilirler. • Bir köpek havlayarak üzerimize geliyorsa, ondan koşarak kaçmak yerine, yüzümüzü koruyacak şekilde dizüstü çökerek durmak daha uygundur. Bir köpek kendisinden kaçan bir insanı gördüğünde, o da onu takip edip kovalayacaktır. • Kedilerin büyük çoğunluğu fazla hareketten hoşlanmaz ve ani hareketlerde asileşebilirler. Bu nedenle kedi ve köpekle oynarken dikkatli olmak gerektiğini ve her iki hayvanında farklı davranış şekilleri sergileyeceğini öğretmek gerekir. • Yine hayvanlarla oyun oynarken çocuklar özellikle kedileri çok fazla hırpalarlar ve sıkarlar. Bu durumda da kedi de tırmalayabilir ve ısırabilir. Köpekler de ısırabilir. Bu durumda ısırılan yer bol sabunlu suyla yıkanmalı, ısıran hayvan tahlil ettirilmeli, sonuca göre, doktor isteği üzerine kuduz ve tetanos aşıları yaptırılmalıdır. • Bu hayvanlarla oynayan çocukların tırnakları kısa olmalı, uzatılmamalıdır, oyundan sonra da bol su ile yıkanmalıdır. Bu şekilde parazit tehlikesine karşı önlem alınmalıdır. Yılan, arı, böcek sokmaları: • Sokulan yerde iki diş izi varsa bu zehirli yılan ısırığıdır. Belirti olarak; şişme, şiddetli ağrı, deride renk değişikliği ile birlikte, halsizlik, terleme ve şok görülür. Isırılan yerin altından ve üzerinden geniş bir sıkma bağı ile boğulmalı, ısırılan yere soğuk tatbiki yapılmalı ( buz konulmalı) , üzeri temiz bir bezle örtülerek panik yapmadan, kalp seviyesinden aşağıda tutularak sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Eğer yol uzunsa, ısırılan yerin üzeri kanatılarak emilip tükürülmeli, üzeri temiz bir bezle örtüldükten sonra sağlık kuruluşuna götürülmelidir. • Arı, eşekarısı, örümcek ya da bilinmeyen bir böcek sokması durumunda belirti olarak; sokma yerinde kızarıklık, şişme, ani ağrı, ısı artışı ve ciltte set beyaz kabarcıklar, alerjik reaksiyon varsa; kaşıntı, yanma, döküntü, dudaklar ve dilin şişmesi, solunum yetersizliği, hırıltı, öksürük, karın krampları görülür. Balarısı sokmuşsa derhal iğnesi çıkartılır, bu durumda ve diğer tüm böcek sokmalarında sokulan bölge sabunlu su ile yıkanır. Isırık bölgeye soğuk tatbik edilir (buz konulur). Alerjik reaksiyonlar varsa, solunum yolları açık tutularak varsa antialerjik ilaçlarla tedavisi sağlanır ve derhal hastaneye götürülür. Alerji: • Yine bazı çocuklarda, bazı bitki, çiçek polenlerine karşı, ya da hayvanlara karşı alerji görülebilir. Az önce saydığım alerji belirtileri olan kaşıntı, döküntü, dudaklarda ve dilde şişmenin yanı sıra, gözkapaklarında da şişme olabilir. Bu durumu bilinen çocuklar köye giderken tedbirli götürülmeli, antialerjik ilaçlar beraberimizde gidilmelidir. • Çocukların gözüne küçük sinek, toz ve ot parçaları da kaçabilir. Gözde yanma, şişme ve akıntı meydana gelir. Temiz bir tülbentle, parmak ucu ile bu cisim çıkarılır. Eğer çocuk buna izin vermiyorsa, gözleri kapalı olarak ve ovuşturmadan bekletilmelidir. Gözyaşı ile cismin çıktığı görülecektir. Suda boğulmalar: • Tatilin en eğlenceli yanlarından biride yüzmektir. Hele köyde çaya gitmek, olukları olimpik havuza çevirip girmek ne de eğlencelidir. Fakat yüzme bilmeyenleri yosunlu kaygan oluklarda ve akıntılı çay suyunda boğulma tehlikesi beklemektedir. Çocuk su içinde dengesini kaybedip çırpınmaya başlamışsa, derhal sudan çıkartıp, yuttuğu suyu boşalttırmak gerekir. Boğulma soluk borusuna ve akciğerlere su girmesi sonucu oluşur. Bu nedenle suyun çıkartılması gerekir. Eğer çocuk küçükse sol el yumruk yapılarak karın boşluğuna konulur, çocuk diz üzerine yüzüstü yatırılarak, kürek kemikleri arasına vurularak çıkması sağlanır. Yetişkin ise, yine sol el yumruk yapılır, sağ el ile yumruk kavranır. Boğulan kişinin karın boşluğundan kavranarak, başı aşağıda olacak şekilde silkelenir, basınçla suyun çıkması sağlanır. • Solunum durmuşsa suni solunum yapılmalıdır. Boğulan kişi sırtüstü düz bir zemine yatırılarak, başı geriye çekilir, burnu sol el ile kapatılır. Derince nefes alınıp ağızdan ağza yetişkinlerde dakikada 15–20, çocuklarda 20–30 olacak şekilde suni solunum yapılır. Kendi kendine nefes alıp verene kadar suni solunuma devam edilir.
 Hepinize sağlıklı, huzurlu ve sorunsuz bir tatil diliyorum.
Kalıcı Bağlantı
(2) Yorum yaz!
30/4/2009 · Kategori: Haberler

14 Haziran 2007’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda yapılan düzenlemeye göre, polis şüphelendiği kişiyi, ortada somut bir tehlike olmasa da, olası tehlikeyi önlemek için, durdurup kimlik sorabilecek. Peki yeni yasa polise başka ne haklar sağlıyor ve bir gün karşımızda bir polis görürsek ne yapmamız gerekiyor. GÖSTERMEM DEMEYİN Siz siz olun, AB’ye uyum rüzgarlarından etkilenip kimlik soran polise "Ne kimliği", "Sen bana kimlik soramazsın" filan demeyin. Yasaya göre, polisin kimlik göstermeyen kişiyi yakalama yetkisi var. KİMLİK SORUN Ancak polis kimlik sorduğu kişilere, kendi kimliğini gösterme ve hangi görevi yerine getirdiğini anlatmakla yükümlü. Yani siz de ona kimlik sorabilirsiniz. ÇANTA ARAYABİLİR Polis yolda durdurup, üzerinizi ya da çantanızı aramak isteyebilir. Buna hakkı var; ama önce size savcılıktan aldığı arama kararını göstermesi gerekir. Göstermezse siz sorun. ÜST ARAMA KOŞULU Spor karşılaşmaları, miting, konser gibi yerlerde polis, savcılık emri olmadan üst araması yapabilir. Bir binayı korumakla yükümlü polis memurları, içeri girmek isteyen kişileri arayabilir. Direnenler, 5326 sayılı Kabahatlar Kanunu’nun 32. maddesine göre para cezası öder. ARABADAN İNDİREBİLİR Polis otomobilinizi şüpheli görürse durdurabilir. Kolluk amirinin emri ile sürücünün üzerini arayabilir. Savcılık kararı olmadan, kişinin elbisesini çıkarmasını, aracın torpido gözünün ya da bagajının açılmasını isteyemez, çantayı açtırıp içine bakamaz, elini sokup arama yapamaz. TUTANAK TUTTUR Siz haklı bir neden yokken durdurulduğunuzu düşünüyorsanız, polisten kimliğini göstermesini ve durdurulma nedeni hakkında açıklama yapıp tutanak tutulmasını isteyin. Bu tutanakla hakkınızı mahkemede arayabilirsiniz. KONUT NASIL ARANIR Konutlarda adli karar ile sadece gündüzleri arama yapılabilir. Arama işlemine de muhakkak Cumhuriyet Savcısının katılması gerekiyor. Kanuna göre iki kişi işleme tanık olarak katılmalı. ZORLA NASIL YAKALAR Polisin yazılı bir adli karar olmadan kimseyi yakalama ve zorla bir yere götürme yetkisi yok. Ama kişiyi bir daha bulamayacaksa, savcı ya da amirine ulaşamıyorsa yakalama yetkisi var. Vatandaşın direnme hakkı ise tartışmalı. HIRSIZIN GİRDİĞİ EV Polisin peşine düştüğü hırsız bir eve girerse polis de peşinden o eve giremez. Eve girmesi için mutlaka adli karar gerekiyor. | |
Kalıcı Bağlantı
(yok) Yorum yaz!
28/3/2009 ·

Sağlık - Bedenimizde görülen bazı hastalıklar, ruhlarımızda saklanan
hastalıkların küçük parçalarıdır.Nathaniel Hawthorne - Bir memleket halkının sağlığı, hakikatte bir devletin dayandığı bütün
mutluluk ve gücün temelidir. George Sand - Bir ulusun kaderi, başbakanın sindirim organlarının iyi çalışıp
çalışmamasına bağlıdır. Voltaire - Dört şey vardır ki, en azını dahi hor görmemek gerekir: Yangın,
hastalık, düşman, borç. Beydeba - Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda
bir nefes sıhhat gibi. Kanuni Sultan Süleyman - Hastalanmaya karşı geliniz. Kimseye hasta olduğunuzu söylemeyiniz.
Onu istemezseniz o da sizi istemez. Bulwer Lytonn - Hastalık hissedilir de, sağlık hissedilmez. Thomas Fuller
- İki nimet vardır ki, insanların çoğu onların kıymetini hakkıyla takdir edemezler:
onlardan biri sıhhat, diğeri de boş vakittir. Hadis-i Şerif - İki şeyin elden gitmeden değerini takdir etmek zordur; sağlık ve
gençlik. Hz.ali r.a. - İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını
korumak için paralarını harcarlar. Goethe - Kendini sağlam bilen hastanın tedavisi yoktur. Eddy Fisher
- Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Eflatun
- Sağlığın başlangıcı hastalığı tanımaktır. Miquel Cervantes
- Acının ve hastalığın erişmediği ölümlü yoktur. Euripides
- Bir hastayı tedavi eden doktordur, kurtaran hastabakıcı. Victor Hugo
- Hasta ziyaretine gidin. Fakat bunu dört gün ara ile yapın. Hadis-i Şerif
- Hasta ziyaretinin makbulü, kısa olanıdır. Tavus
- Hastalar sağlamlardan daha çok yaşar. Theodor Fontane
- Hastalık dediğin şey atla gelir, yaya gider. Paul Heyse
- Hastalık, ölümün hizmetçisidir. Francis Rous
- Hastalıklar, kötü zevklerin ücretidirler. Thomas Fuller
- Hastalık, herşeyden ziyade, sağlığı korur. Goethe
- Hastalık hissedilir de, sağlık hissedilmez. Thomas Fuller
- Hastalık, ölümün hizmetçisidir. Francis Rous
- Kendini sağlam bilen hastanın tedavisi olmaz. Eddy Fuller
Kalıcı Bağlantı
(yok) Yorum yaz!
20/2/2009 ·

Soğuk ve çetin bir kış geride kaldı, bahar yüzünü göstermeye başladı. Her mevsimin ayrı bir güzelliği var.Fakat değişken hava koşullarına uygun giyinmez ve beslenmemize dikkat etmezsek, bazı hastalıkları ve olumsuzlukları yaşamamız kaçınılmaz olur. Bugünlerde herkesin sık şikâyet ettiği rahatsızlık bahar yorgunluğu… Kışın en soğuk günlerinde halsizlik, yorgunluk, bitkinlik çekmiyoruz da, baharda bu durumu neden yaşıyoruz? İklim ve mevsimlerin sağlığımız üzerinde etkileri olduğu bilimsel araştırmalarla ispatlanmıştır. Değişen ve değişken havalar insan biyoritmini olumsuz etkilemektedir. Baharda pozitif ve negatif yüklü iyonların dengesiz taşınması, havadaki elektrik yükünün artmasına, insan sağlığının ve psikolojisinin bozulmasına neden olmaktadır. Havadaki elektrik yükü hava kirliliği, sanayi atıkları ve trafik yoğunluğunun çok olduğu büyük kentlerde daha fazla olmaktadır. Bahar aylarındaki açan güneş, yağan yağmur, ani çıkan soğuklar, şimşekler; bazen rehavet, bazen gerginlik, çoğunlukla strese neden olarak, mevcut birçok hastalığı negatif etkiler. Karıştırılmaması gereken bir durum vardır, bahar yorgunluğu geçicidir. Doğru beslenme, giyim tarzına dikkat, yeterli uyku ve düzenli egzersizle önlenebilir. Aylarca süren yorgunluk, bitkinlik, dinlenememe, eklem ağrıları ve stres için kronikleşmekten söz edilebilir.
Geçici bahar yorgunluğundan kurtulmak için ne yapılmalıdır ? Beslenmedeki bilinçsizlik ve düzensizlik önlenmelidir. Örneğin vitamin ve mineral ihtiyacımız bu dönmemde daha fazladır. Bağışıklık sistemimizin güçlendirilmesi için vitamin desteğine ihtiyaç vardır. Özellikle C vitamini bakımından zengin kuşburnu, sivri biber, maydanoz, limon, portakal v.b. gıdaları taze olarak ve çokça tüketmeliyiz. Yine dağ meyveleri toplamalı yemeli, bitki çayları yapıp içmeliyiz. Bolu-Mengen bu konuda çok zengin bir bitki yapısına sahiptir. Papatya, ıhlamur, kuşburnu, böğürtlen, kızılcık (kiren), dağ çileği, frambuaz (ağaç çileği), at kuyruğu, kaldırık, ceviz, fındık, ısırgan, yabani nane, ardıç… Memleketimizde bolca ve ekolojik yapısı bozulmamış olarak bulunmaktadır.Ben Mengen’e her gidişimde mevsimine göre bu şifalı bitkilerden toplar, soframdan eksik etmem.Bir sonraki yazımda yöremizde yetişen bu bitkilerin özelliklerini ve faydalarını daha kapsamlı olarak sizlere aktaracağım. Ayrıca öğünlere dikkat etmeli, kahvaltıyı ihmal etmemeliyiz. Gün içinde lazım olacak enerji kuvvetli bir kahvaltı ile sağlanabilir. Kahvaltıda bal, böğürtlen ya da kızılcık reçeli özellikle tercih edilmelidir. Öğlen ve akşam öğünlerinde sebze yemekleri bulundurulmalı, çok yemekten kaçınılmalıdır. Bu mevsimler de giyinişte önemlidir. Pamuklu ve keten türü, açık renk ve dar olmayan kıyafetler tercih edilmelidir. Kızlarımızın göbek açık modelleri giymemeleri gerekmektedir. Hava sirkülâsyonunun çok olduğu bu günlerde, sıcak ve rüzgâr etkisiyle idrar yolları ve böbrek hastalıklarının ortaya çıkması kaçınılmaz olur. Ayrıca sık sık kıyafet değiştirilmeli terden bakteri ve mantar oluşmasının önüne geçilmelidir. Uykumuz düzenli olmalı, geceleri hafif gıdalar alınarak rahat uyku için zemin hazırlanmalıdır. Yetersiz uyku kadar, çok uyumakta zararlıdır. Kesinlikle çok uyku, iyi bir dinlenme şekli değildir. Ayrıca güneş doğarken ve batarken 45 dakikalık sürede uyumak dinlendirici değildir. Kendimizi daha yorgun, daha bitkin hissetmemize neden olur. Öğlen bir saat uyumak çok faydalıdır. Günlük hareket egzersizlerini düzeli olarak yapmalıyız. Özellikle uzun yürüyüşler tercih edilmelidir. Sabah gün doğarken en uygun zamandır. Bunun yanında bel, boyun, karın kaslarını çalıştıran küçük egzersizlerde unutulmamalıdır. Manevi hayat, dua, inanç ve ibadet de psikolojik olarak rahatlamamıza deşarj olmamıza yardımcı olur.Sağlıklı bir bünye için, sağlam bir ruhsal yapı lazımdır. Mutlu ve huzurlu bir aile ortamı sağlanmalıdır. Karşılıklı güvene, sevgi ve saygıya dayalı ilişkiler, kişinin yaşama sevincini artırır, bağışıklık sistemini güçlendirir. Haftalık ve yıllık tatilleri ailesi ile ve mümkün ise memleketinde geçirmek, hem oksijen hem de moral depolamamıza sebep olur. Ailenize zaman ayırın ! Su en güzel, en faydalı ilaçtır. Her zaman, ama özellikle bu günlerde bol bol su için. Sıcakların bastırdığı bu günlerde ter ile su ve tuz kaybı sıcak bitkinliğine yol açabilir dikkat!!! | |
Kalıcı Bağlantı
(yok) Yorum yaz!
14/2/2009 · Kategori: Bolu-Mengen
İnsanoğlu yüzyıllardır çeşitli dertlerle muzdarip olmuş, derdine derman aramıştır. Çeşitli uygarlıkların insan vücudunu tanımak, sıkıntılarına çare bulmak üzere ilkçağlarda bile araştırmalar yaptıklarını arkeologlar ve tarih bilimciler ortaya çıkarmışlardır. Günümüzde modern tıp çok ileri seviyelere ulaşmış, birçok hastalığa çare bulunmuştur. Bununla birlikte hasta olmadan önce sağlığımızı korumak, bunun için şifalı bitkileri tercih etmek günümüzde hala revaçtadır. Mengen’de bol miktarda ve ekolojik yapısı bozulmamış bitki florası mevcuttur. Benim köyümde ve çevre köylerimizde suni gübre ve tarımsal ilaç kullanıldığına hiç şahit olmadım. Bu durum sanırım diğer köylerimizde de aynıdır. Yaz tatillerinde ya da çeşitli vesilelerle memleketimize gittiğimizde bu bitkilerden toplar ve kullanırsak bağışıklık sistemimiz güçlenir, hasta olma riskimiz azalır. Hangi bitkide ne özellik var? Ahlat: Ahlat armudun yabanisi olup, böbrekleri çalıştırır. İçinde tanen, şeker ve meyve asitleri vardır. Ayrıca ishale faydası olup, kalbi kuvvetlendirir. Ahududu (Ağaç çileği, frambuaz): Böğürtlen cinsinden olan ahududu için, 850–1500 rakımda, nemli ve eğimli arazilerde en güzel verimin alındığını Ziraat Mühendisleri ifade etmektedirler. Mengen ve Bolu yöresi bu bakımdan en uygun yerlerdendir. Yetiştirilmesi, toplanması ve korunması oldukça kolay olup, şoklamaya elverişlidir. Kanaatimce önem verilir, teşvik edilirse, halkımızın önemli bir gelir kaynağı olacaktır. Çünkü meyveli yoğurtlarda, reçellerde çok kullanılan ahududu üretimi yöremizde yaygınlaşırsa, Bolu, Ankara ve İstanbul’dan yoğun bir talep görecektir. İçinde limon asidi, rektin, madeni tuzlar, tanen, C vitamini, demir, fosfor, kalsiyum, magnezyum bulunmaktadır. Ahududu şurubu iyi bir kalp kuvvetlendirici olup, ateşli hastalıklarda da faydalıdır. Ardıç: Çok sağlam, hoş kokulu bir ağaçtır. Antiseptik oluşundan dolayı bronşit ve iltihaplı yaralarda başarıyla uygulanır. İçinde tanen, reçine, pektin, pentosane, inosit, karınca asidi, asetik asit, kalsiyum, potasyum, C vitamini bulunur. Uzun süre kullanmamak şartıyla yaprakları, meyvesi nane, ıhlamur, ısırgan, maydanoz, biberiye, karanfil ve kekikle karışımlar yapılıp, kaynatılıp içilirse; öksürüğe, bronşite, romatizmaya, şekere, boğaz iltihabına faydalı olur. Ayrıca iştahı açar, hazmı kolaylaştırır. Böğürtlen: İçinde elma asidi, limon asidi, flavon, C vitamini, uçan yağ, mineraller ve vitaminler vardır. Vücudu kuvvetlendirir, kanı temizler. Böğürtlen en çok antioksidan içeren meyvedir. Kanserojen maddeleri etkisiz hale getirir. Ayrıca yaprakları biberiye, nene, kekik, zeytin yaprağı ile kaynatılıp, balla tatlandırılıp içilirse, soğuk algınlığı, boğaz iltihabı, tansiyon şeker ve ishale faydalı olur.
Kızılcık ( Kiren, Küren ): Şeker, früktoz, organik asitler, pektin, C vitamini, madeni tuzlar, kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir ihtiva eder. En erken çiçek açan, fakat meyvesi geç olan, çok sağlam ve dayanıklı bir ağaçtır. Şurup, reçel, marmelât ve ekşi tarhana yapılır. Kırık pirinçle ovulup, kurutulursa çorbası nefis olur. İshale, bağırsak iltihabı ve yaralarına, safraya, ateşe, basura faydalıdır. Isırgan: Urticasit, potasyum, kalsiyum nitrat, formik asit, C vitamini, demir, klorofil, asetilkolin ( cildi yakan madde ), histamin ( tohumunda ), sabit yağ, müsilaj, tanen, silisyum, klor, karoten, lesitin, kükürt, magnezyum ihtiva eder. Isırganda ıspanaktan daha çok demir vardır. Aynı ıspanak gibi yemeği yapılabileceği gibi, kaynatılıp aç karna suyu içilirse demir eksikliğine faydalıdır. Yine demir eksikliğinden kaynaklanan sivilcelerde de olumlu sonuç verir. Ayrıca saç bakımında, kanser tedavisinde, mide ülserinde, bronşit ve öksürükte de faydaları görülmüştür. Isırgan otu ve tohumları erkek ve kadınlarda görülen hormon bozukluklarına karşı umut olmuştur. Ihlamur: Ihlamur kış günlerinin vazgeçilmez çayıdır. Grip ve öksürüğe çok faydalıdır. İçerisinde uçan yağ, tanen, şeker, glikozit ( terletici ), saponin, hesparidin (sarı boya), C, P vitaminleri (Kılcal damar geçirgenliği üzerine olan etkisinden dolayı geçirgenliğin İngilizce karşılığı olan Permeability kelimesinin ilk harfini alarak P Vitamini olarak isimlendirilmiştir. Kılcal damarlar vücudumuzdaki dolaşım sisteminde atar damar (temiz kan) ve toplardamar (kirli kan) arasındaki bağlantıyı sağlamaktadır. Hücrelere atar damar ile getirilen oksijen, besin, dokularda kullanıldıktan sonra ortaya çıkan karbondioksit ve diğer atık maddeler toplardamarlar ile uzaklaştırılır. Bu alışveriş ancak kılcal damarlar aracılığı ile yapılabilir. Bu da, bu damarların dayanıklılığı ve geçirgenliği ile mümkün olmaktadır. İşte P Vitaminin etkisi de burada ortaya çıkar.), sakaroz, glikoz, reçine, enzimler, tatrik asit tuzu bulunur. Ihlamurun öksürük, balgam ve mide rahatsızlıklarında faydaları bilinmektedir. Bunun yanında kaynatılıp suyu ile saçlar yıkanırsa, saçları kuvvetlendirmektedir. Suyu cilt lekelerine ve kırışıklara sürülürse olumlu sonuçlar vermektedir. Papatya: Evde her zaman bulundurulması gereken çok kıymetli bir bitkidir. Çayı saç ve mide için iyi bir çaydır. İçinde oleum, uçucu yağ, bisabalol, aminoasitler, chamuzelen, cadinen, capryl asit, cholin, fernesen, geroniol, pytosterin, nikotinik asit, B1, C vitaminleri, yağ asitleri bulunmaktadır. Suyu balla tatlandırılarak içilirse, mide rahatsızlıklarına, baş ağrısına iyi geldiği gibi, hazmı da kolaylaştırır. Kaynatılmış papatya suyu ile gargara yapıldığında bademcik ve diş iltihabını önler. Meşe Palamudu: İlçemizde çok olan meşe ağacının meyvesi palamut, meşenin kabuğu ve yaprağı şifa kaynağıdır. Fakat tam anlamıyla istifade edemediğimizi, hayvan yemi olarak kullanıldığını bilmekteyim. Bundan sonra hemşerilerimizin palamuda gereken önemi göstereceklerini umuyorum. Palamut hem besleyicidir, hem de kan kesicidir ( kanamayı durdurur). Kavrulup öğütülürse kahvesi olur. Kabri Göynük’te bulunan Akşemseddin Hazretlerinin meşe palamudu ağırlıklı önemli bir şifa formülü bulunmaktadır. Meşe palamudu ve kabuğu kaynatılıp, balla tatlandırılıp içildiğinde, boğaz iltihabı, karaciğer iltihabı, göz iltihabına faydalı olur. İshali keser, anjin, basur, mide yanması, mide kanamsı, gastrit, ağız yaralarına faydalıdır. İlçemizde bol bulunan bu bitkilerin şifa kaynağı olmasının en önemli sebebi, yazımın başında belirttiğim gibi tarım ilaçları ve suni gübre kullanılmaması nedeniyle ekolojik yapılarının bozulmamış olmasıdır. Fakat rahatsızlık ortaya çıktıktan sonra kullanmak yerine, henüz rahatsızlık başlamadan sağlığımızı korumak, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek amacıyla bu bitkilerden istifade edersek, ayrıca sigara, alkol, düzensiz yemek ve uyumak gibi vücuda zararlı alışkanlıkları terk edersek, sağlığımızın sürekliliğini sağlamış oluruz. Yazımı Hipokrat’ın bir sözü ile bitirmek istiyorum: “Zararlı şeyleri azaltmak, faydalı şeyleri çoğaltmaktan iyidir. Yorulma korkusundan doğan üşengeçliği ve ölçüsüz yiyip içmeyi bırakarak sağlığınızın sürekliliğini sağlayınız.”
| |
Kalıcı Bağlantı
(2) Yorum yaz!
8/1/2009 ·
AB’ye uyum kapsamında gündeme gelen bir yasayla kamyon, dolmuş yazıları tarihe karışıyor. Akıllarda kalan, unutulmayan yazılardan bazıları, buyurun çok ilginçler!!!

Demir tava geldi kömür bitti / Akıl başa geldi ömür bitti.
Beni yollar değil, mevzular yordu.
Cahille sohbeti kestim.
Aydınlara baktıkça içim kararıyor.
Etikete gerek yok, eskiler tanır bizi.
Duanla yaşamadım ki bedduanla öleyim.
Kızın gülüşüne, kışın güneşine aldanma.
Güzelliğinin zekatını vereceksen, ben fakirim bana ver.
Otobüsçü değiliz ki hostesimiz olsun / Taksici değiliz ki sevgilimiz olsun / Biz sebzeciyiz arkadaş yolumuz açık olsun.
Ferrari’sini satan bilgeyse kamyonunu satan delidir.
Hostes aranıyor.
Sevmek çaysa sevilmek şeker / Bizim gibi garibanlar çayı şekersiz içer.
Hayat zor, ancak ben de kolay bir insan sayılmam.
Sağlam şoför kalmaz rampada, Müslüm Baba sığmaz I-Pod’a.
Hasta la vista üniversitelim
Karayollarında değil, beyaz kollarında ölmek isterim.
Sosyeteyi sevmem, köylüye saygı duyarım.
Her sokakta kavgamız, her duvarda yazımız ve her genç kızın çantasında resmimiz vardır.
Mağlubiyetin bahanesi bol olur
Para için mor ışık neyse insan için ben oyum.
Büyüme çocuk! Ortam bozuk!
Narkoz gibisin.
Ak akçe pembe panjurlu evimiz içindir.
Geç geldin desinler, geçmiş olsun demesinler
Yakarsa dünyayı garipler yakar!
Hayatımı yazsam duble yol olur.
Nokta kadar menfaat için virgül gibi eğilme
Asiller şımarmaz.
Bütün keller kardeştir, gerisi hep kalleştir.
Küresel ısınmaya karşı su tankerlerine geçiş üstünlüğü verilsin.
Saltanat bitti serumla yaşıyorum.
Ne alemin kızları için öyle sığ olabildik / Ne davamıza uygun bir kız bulabildik.
Beyaz gülün bile gölgesi siyahtır.
Esaret bağlarında gül olacağıma, hürriyet dağlarında diken olurum!
Digiturk’te film var, benim gözüm yollarda.
Sendeki hava lastiğimde de var.
Aşk bir kovboy / Meksika Teksas gezer durur / Nerde bir garip görse / Gelir kalbinden vurur.
Daima körpesin.
Kadın dediğin İstanbul gibi olmalı: Fethi zor, fatihi tek.
Gazla uçabilirsin ama frenle konamazsın!
Uzaktan seveceğim, hiç bilmeyeceksin.
Arabada yalnız var!
Bela gelmez Hak yazmaz ise / Hak bela yazmaz kul azmaz ise.
Sevene can feda, sevmeyene elveda.
Sarsıldım ama yıkılmadım.
Küçükken şeker diye ağlardım, Şimdi senin için ağlıyorum şekerim.
Hatalarım stilimdir.
Ağır stres altında ezilmekte olan şoförümüze yardımcı olalım lütfen.
Kutuplarda güneşimsin.
Balıkların gözyaşı denizde belli olmaz.
Aşk muz kabuğuna benzer. Tek farkı, bastığında ayağını değil hayatını kaydırır.
Kalbini yardan, gözünü yoldan ayırma.
Seninle tanışmam geçen kışındı / Romandın, gözlerin satırbaşındı.
Bu minibüste Kodum mu Oturturum Yasaları geçerlidir.
Ceketi atarım asfalta yatarım.
Tozlu bir albüme hapsettim onu.
Sollamayı zevk edindim sağda neşe ne arar.
Sevgide özgürlük, saygıda mecburiyet vardır.
Çölde kalan tek çiçek sen olsan seni yaşatmak için her gün ağlardım!
Susun şoför uyuyor.
Aşk bir otobüstür binmesini binmeli / Son durağa gelmeden inmesini bilmeli.
Menfaatlerin ötesindeyim, beklerim.
Gözlerinin mavisinde boğulacağımı bilsem yüzme kursuna giderdim.
Burma burma bıyıklarım Tarkan seni ayıklarım.
Asiler kral tanımaz.
Bir sevgili bulmuşsun mübarek olsun, ben birini buldum haberin olsun.
Arabana değil, Yaradan’a güven.
Gezdim bütün dünyayı / Giymedim başıma taç / Ne zengini tok gördüm / Ne de fukarayı aç.
Akıbetin yolu niyetten geçer.
Binmiş olduğunuz bu araç alev alarmlıdır. Aracıma zarar verdiğinizde içim yanar.
Hızlı git dedeni gör, yavaş git torununu gör.
Taş çekerim laf çekmem.
Kalbimde artçıların devam etmekte / Senin aşkın güzelim, 8.4 şiddetinde.
Rüzgarıma kapılma çeşidim olursun.
Hayatta hiç kimse için ağlamaya değmez. Ağlamaya değenler zaten kimseyi ağlatmaz.
İndirir bindirir dünya.
Karanlığın efendisi olacağıma, aydınlığın kölesi olurum.
Tek rakibim caretta caretta.
Her ne kadar yüksek sosyetenin cilalı pistlerinde dans etmeyi bilmesek de, yaralı gönlümüz sevmeyi bilir.
Dostum olmaz, hasmım yaşamaz.
Yan sanayi değil, orijinal Oflu.
Kurtlar sofrasında çakallara yer yoktur.
Sakın büyüyeyim deme çocuk, hayat seni yıpratacak.
Yokuşta akmayan ter, düzlükte gözyaşına döner.
Vizyona yeni girdik, iyi seyirler.
Sevgimi dağlara yazacaktım, sevgimden büyük dağ bulamadım.
Hatalıysam lütfen kamyoncu@masumdur.com
Elimde kitap aklımda sen, bu gidişle nah okurum ben
Aşkta hızlı, yolda yavaş, biz Karslıyız arkadaş.
Günahkar sokakların tövbekar çocuğu.
Varlığımın değerini bilmeyeni yokluğumla terbiye ederim.
Değişim hayatın kuralıdır.
Aileyi hayırsız evlat, yiğidi arsız avrat, şoförü aşırı sürat.
Sadece hatalıyken mi arayacaksın?
Yaprak dalından kopmuş bir kere, rüzgara gerek yok
Eğitim şart!
Sevenler mesud olsa, meyhaneler dolmazdı.
Anılar da anlamsız.
Kimilerine göre kralız, kimilerine göre yalanız. Şan şöhret sizin olsun biz falan filanız.
Hatayı biraz kendinde ara.
Çorumluyum mutluyum, yarından umutluyum.
Çorumluyum, kendimden sorumluyum.
Bas gaza, frene, debriyaja... götür ver parayı vergiye, stopaja.
Zalim seni klibimde oynatmıştım.
Beni takip etme, ben de kayboldum.
Aslana adres sorulmaz.
Allah’ım beni dostlarımdan koru; düşmanlarımla ben ilgilenirim.
Haram yetmez, helal bitmez
Aşkın bana hız verir, yağmur çamur vız gelir.
Hızdan zevk alan hastaneye sevk alır.
Vefası olmayana verecek umudum yok.
Nerede o eski Yıldız Savaşları.
Gençliğimi sadaka verdim dilenci yıllara.
Gireceğin toprak olacağın leş, paranı kaybet itibarını kaybetme kardeş.
Mahşer treni.
Kuleyle kavgalı çilekeş pilot.
Tatilden mi şekerim?
Bu araçta binlerce beygir ve bir eşek çalışıyor.
Ne olurdu bir yaprağın daha olsa, ‘sevmiyor’ işte hain papatya!
Havası sert, insanı mert Erzurum: Speed.
Sana hiç benzemeyen birini sevdim.
Takma kafana, hálá kralsın.
Menfaat yolunda kurulan dostluk, çile yokuşunda son bulurmuş.
Yaşamak direnmektir.
Dünyada MAN, ahirette iman.
Hayatla nişanlı ecelle sözlüyüm.
Yarıda kalmış bir cümleyim
Algıda seçiciysem günahım ne?
Gölgelerin gücü, develerin hörgücü.
Spartalı.
Bıdı bıdı yapma seni gidi çirkin.
Konseyde baron.
Ne Müslüm’den ne Orhan’dan, sevdiğim tek parça ‘yedek parça’.
Korkuyorsun, garanticisin!
Hayatta beni sollamaktan daha farklı ideallerin de olmalı.
Çarpma devlet sarsılır.
Mercedes’ten korksaydık Susurluk’a girmezdik.
Güneş de her gün doğup batıyor / Pes etmek yok öyle hemen arkadaş.
Real Mardin.
Beni bir tek sen anladın, sen de yanlış anladın orijinal hemşerim.
Yeniden sevmek için heves mi bıraktın!
Herkes sevdiği kızı alsın.
İstanbul - Ankara 4 saat, sana sevgim 24 saat.
Alırsın Ford, olursun mort.
Kolla beni şerit değiştiriyorum.
Araç Mazda huzur namazda.
Para bende gayrı kıro olacam.
Şoförün bahtı kara muavinin gönlü yara.
Vatan için gidiyorum senin için döneceğim.
Alem kaşar olmuş tost yapan yok.
Güzellik geçici ise sana niye geçmemiş.
Ayrılığın adını kader koyalım.
Bu araçta dünyanın en pahalı mazotu kullanılmaktadır.
Yollara alışmalı, yalnızlıkla barışmalı.
Hatasız kul olmaz.
Hatalıysam idare et.
Hatalıysam aramızda kalsın.
Hatalıysam yüz yüze görüşelim.
Hatalıysam çaldır kapat ben ararım.
Hataylıysan ara.
Araman için ille hata mı yapmam gerek?
Kısmetse dönerim. Konseyde biz de varız.
Kalıcı Bağlantı
(yok) Yorum yaz!
|